Ülkemizdeki kısa filmcilerin bilgisizliklerinden dolayı en sık hata yaptıkları alanlardan biri ayrıntı planlarıdır. Bu hatalar, ayrıntı planlarının mantığı kavrayamamış olmak ve ayrıntı ile ara planın farkını bilmemekten ötürü yapılır. Anlatalım bakalım.
Öncelikle Ara Planlar: Ara planların ana amacı atmosfere katkı sağlamak ve mekânın tanıtılmasına yardımcı olmaktır. Pasaklı bir ortam için etrafa saçılmış çöplerin görüntüsü, veya sakin bir ortam için kenarda uyuyan bir kedi, düzenli bir masa.. Anladınız sanırım. Güzel bir ara plan örneği arkadaşım Talat Gökdemir'in kurguda olan kısası Acres of Time'dan gelsin (komedi filmi, adına aldanmayın):
Az sonra bu odada yaşayan pasaklı ve iğrenç insanla tanışacağız.
Ayrıntı planları: Normal bir genel çekimde farkedilmeme veya tam olarak anlaşılmama olasılığı olan, ancak görsel veya metin açısından önem teşkil eden nesnelerin rahatlıkla kavranabilmesini sağlayan yakın çekim planlarıdır. İşte tam bu noktada gençler hataya düşüyor. Kısa filmlerde en sık karşılaştığım hatalı ayrıntı planlar arasında kahve veya çay karıştırmak, bir şey arayan karakterin ellerini görmek, zap yapan karakterin kumandadaki tuşlara basışını görmek gibi gereksiz planlardır. Bir ayrıntı plan çekerken bu planın amacı sorgulanmalıdır. Çekilen herhangi ve her planın amacı zaten sorgulanmalıdır. Seyirciye gereksiz hiçbir bilgi verilmemelidir (yine normal durumlardan bahsediyoruz. Buna aykırı davranışlara da birazdan değineceğim).
Filmin başında o an için hiçbir işlevi olmayan bir nesne veya olay size tanıtılıyorsa, filmin ortasında veya sonunda o nesne veya olayın metinde kilit bir rolü oldacağına o an emin olabilirsiniz. Tabii bu bir Mac Guffin veya yanıltmaca da olabilir (ikisi birden de). Şu an aklıma gelen ilk örnek en son çıkan Rambo filminden. Adam tekneye binerken "daha önce hiç adam öldürmedim ve buna da niyetim yok" diyor. Tahmin edebileceğiniz gibi filmin sonunda adam birini öldürüyordu. Diyalog üstünden örnek verdim zira aklıma o geldi ancak nesneler için de aynı şey geçerli. Bir nesne size tanıtılıyorsa, ileride mutlaka bir işlevi olacaktır. Kahveyi karıştıran kaşık genelde bu kapsamın dışındadır.
Yani şunu diyorum, kahve içecek olan bir karakterin kahve karıştırmasının metinde özel bir anlamı yoksa, bizim o karakterin kahve karıştırışını ayrıntı planla görmemizi gerektirecek mantıklı hiçbir sebep yoktur. Bu, film izleyen ancak sorgulamaya üşenen taklitçi arkadaşların filmlerini daha iyi göstermeye çalışma çabasıdır. Ne yazık ki azıcık bilinçli bir göz için acınası bir çabadan öteye gidemez.
İyi kullanılmış ayrıntı planlarından iki örnek sunayım da dediğim daha iyi anlaşılsın.
İlki ta 1921 yılından geliyor, büyük üstad Charlie Chaplin ve The Kid'den. Kurgunun ve göstergebilim yeni yeni keşfedilmeye başlandığı bu dönemlerde böyle ustalıklı bir kadraj hakikaten insanı büyülüyor.
Bu ayrıntı planına dikkat edelim. Yönetmen, sadece tek bir planla tüm karakteri kafamıza oturtuyor. Bir sigara kutusunun içinde, tamamı neredeyse sonuna kadar içilmiş sigara ve purolar durmakta (muhtemelen yerden toplanmış). Parmak uçları kesilmiş (ya da kopmuş) eski püskü ve pislik içindeki eldivenleriyle karakter en az içilmiş olan sigarayı aramaktadır. 3 saniye görünen bu planla bu karakter hakkında bilmemiz gereken pek çok şeyi öğrenmedik mi? İçinde bulunduğu fakirliğin boyutlarını, sağlığına ve hijyenine verdiği önemi, yaptığı şeyi umursamayışından hayata karşı olan duyarsızlığını... Şimdi bir de kahvesini karıştırıp televizyonun başına geçen kısa filmci arkadaşımızı düşünelim.. Evet, bundan bahsediyordum.
Şimdi 82 yıl sonrasına geliyoruz, sinema tarihinin en ünlü ve sevilen ayrıntı planlarından birine bakacağız; Krzysztof Kieślowski üstadın Mavi'sinden geliyor.
Kahveyi tam 5 saniyede emecek bir şekeri bulması için Kieślowski, asistanına tüm gün boyunca çeşitli markaların şekerlerini denettirir. Sonunda 5 saniyede emeni bulunur (ustaların ne kadar büyük bir bilinç ve hassasiyetle planlama yaptıklarına dikkat çekmek isterim). Bu ayrıntı planı çok önemlidir. 5 saniyeden bile az görünür ancak karakterin o anki psikolojisini muhteşem bir şekilde yansıtır. Dünyadan soyutlanışını, bir küp şekerin kahveyi emişini izleyerek betimler üstad. Yine kısacık tek bir kareyle, bir karakterin tüm psikolojisi önümüze serilir (kahvenin karıştırıldığını ayrıntı planla görmeyiz).
Ayrıntı planları önemsiz ufacık kadrajlar değildirler. Çok azla, çok fazla şey anlatan filmin en önemli unsurlarındandırlar. Umarım bu iki örnek, biraz zayıf anlatımla da olsa, ne demek istediğimi size anlatmaya yetmiştir.
Şimdi bir de ayrıntı planların nasıl yanıltmaca amaçlı kullanılabileceğine değinelim. Ayrıntı planların önemini anlamamı sağlayan ne yazık ki Tarantino oldu. Örneğimiz Kill Bill Vol. 1'den geliyor.
Gelin (The Bride), öc almaya başlamıştır ve ilk cinayet için zenci ablamızın evine gelir. Uzun bir yakın dövüş ve bıçak duellosu sahnesinden sonra zenci ablanın küçük kızı eve gelir, kavgaya hemen ara verilir. Mutfağa geçilir, kıza yemek hazırlanacaktır. Gelinimiz kendi çocuğunu kaybettiğinden çocuğun önünde cinayet işlemeyecektir. Bunu açıkca anneye de söyler ve anne kendisine bir kahve ikram eder (kahvenin karıştırılmasını ayrıntı planla görmeyiz). Gece buluşup bir bıçak kavgası yapmaya karar verirler. Bıçak! Hemen aklımız bıçaklara gidiyor, arka planda bir parti bıçak var zaten. Sonra anne diyor ki çocuğuma mısır gevreği koymam lazım. Hiçbir ayrıntı, yakın ve ara plan içermeyen bu sahnede, birden çekmeceye bir ayrıntı plan giriyoruz, ilk tepki "aha bıçağı çekip atacak" ama yok, sadece bir kaşık alıyor.
Aklımıza ilk gelen soru, "Tarantino kısa film acemiciliği mi yaptı?" oluyor. Bir kesme sonra, mısır gevreği paketi içerisindeki silahla zenci ablamız gelini vurmaya çalışıyor. Bu çok ustaca hazırlanmış bir yanıltmaca ayrıntı planı ve ayrıntı planlarının önemini ortaya koyuyor. Tarantino'dan beklenmeyecek denli ustaca bir hareket. İyi gerilim sağlıyor.
Ara planlar ile ayrıntı planlar zaman zaman aynı olabilirler. Ara planların amacı genelde atmosferken, ayrıntı planlarınki genelde belirli bir şeye vurgu yapmaktır. Bazı kadrajlar her iki durumu da üstlenebilir, bazıları ise amaçsız ve çirkin, kahve karıştıran bir gencin bardak görüntüsüdür.
Burada yazılanları, gerek bir izleyici gerekse de kamera arakası ile ilgilenen biri olarak (teorik açıdan) bilmenize gerek yoktur. Ancak en azından duyusal anlamda bilmeniz gerekir. Sıradan seyirciler (kendim dahil) bu planları normal bir izleme sırasında farketmez. Tamamen bilinçaltına hitaben yapılan hareketlerdir. Böyle kadrajlar genelde okuma izlemesi sırasında farkedilir. Ya da farkedilir demeyelim de anlamlandırılır diyelim.
Hitchcock Kuralı yazısında da belirttiğim gibi, filmi izlerken bu planları özel olarak aramıyorum, o nedenle genelde kaçırıyorum. Ayrıntı planlar başlığını geçen hafta açıp göndermemiştim. Bugün The Kid'i izlerken yukarıdaki kadrajı görünce artık gönül rahatlığıyla yazabilirim dedim. İyi ki de beklemişim.
Yine gereğinden uzun bir yazı oldu, gevezeyim kardeşim ne yapalım.. Derdimizi anlatabildiysek sorun yok..
İleriki yazılarımızda, kısa filmcilerin bir diğer yanıldıkları konu olan Atlamalı Kurgu (Jump Cut)'ya değinme planım olduğunu belirtip kaçıyorum yine.
Önemli uyarı: Yukarıda yazanlarla ilgili herhangi teorik bir şey okumadım. Sadece ara planlarla ilgili Blain Brown'ın Sinematografi (başyapıttır) kitabında 2 paragraflık bir bölüm okudum o kadar. Tamamı kendi teorilerimdir ve okullarda veya kitaplarda öğretilenlerden farklılık gösterebilir. Bunlar benim sinema anlayaşıma göre olması gerektiğine inandığım şeklidir, hatalı olabilir. Kesin doğrudurlar gibi bir iddiam yoktur.

5 Yorum:
Güzel yazı, tebrikler
güzel bir bildiri egicim; aydınlanalım aydınlanalım
İkinciye aydınlatalım desen daha cuk olurmuş sanki :)
yok ben öğrenelim hep diye biraz daha okuyucu tarafından söylemiştim, tabi daha bir empati kurulabilir :)
Ara Plan konusunda küçük bir şey eklemek isterim; ara plan sahneler arası geçişlerde de kullanılabilir. Ayrıca, duruma göre iyi düşünüldüğünde sizi birçok çekim zorluğundan, istenmeyen süreden ve masraftan kurtarabilir. Kabaca bir örnek veriyorum; Mektup yazan bir adamı çekmek istiyoruz. Fakat adamımız, mektubunu yarım bırakmadan bitirmeli ve filmimizde bu sahneye yer vereceğimiz süre de 20 saniyeden fazla olmamalı. Bir mektup 20 saniyede yazılmaz. O zaman bu sorunu nasıl çözeceğiz? Tabii ki ara plan kullanarak çözeceğiz. Adamımızı mektubunu yazmaya başlarken çekeriz. Daha sonra bir ara plan, saat görüntüsü çekeriz. En sonunda da mektubunu bitiren adamı çekeriz. Bunları da sırasıyla kurguladıktan sonra bu sorunu çözmüş oluruz.
İyi çalışmalar.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.