Evet, inatla bu klişe başlığı atmak zorunda olduğum için özür diliyorum. Uygun ama, ne yapalım, elden bir şey gelmiyor.
Az önce haberlerde, muhteşem bir olaymış gibi anlatılan bir haber bana bu başlığı kullanma baskısı yaptı.. Nedense düzgün haber sitelerinden hiçbirinde bu haber henüz yok (ben televizyonda gördüm), o nedenle kusura bakmayın, haber şu.

Gözetlenme dünyada en çok tartışma yaratan konulardan biri. İngiltere (şaşırtıcı şekilde Amerika'nın da önünde) kameralarla izlenmede bir numara. Bu özel hayata müdahale olduğundan pek çok sivil toplum örügütü tarafından protesto edilen bir olay, ancak ne yazık ki önüne geçilemiyor ve yayılım hızına bakarsak, hiçbir zaman da geçilemeyecek, 1984'e doğru büyük bir hızla ilerleyeceğiz.
Türkiye de MOBESE sistemi ile uzun zamandır zaten gözetlenmekte. Bunlar güvenlik için yer yer lazım olsa da, abartıldıkları zaman amaçları sorgulanmaya başlıyor. Hele de böyle saniyede 15 bin kişi taradığı iddia edilen bir sistemle gelince.. Türkiye gibi bu tarz şeylerin sömürüye inanılmaz açık olduğu bir yerde, aslında genel olarak tüm dünyada, bu kameralar amaçlarını sorgulattırıyor. Kullanılıp kullanılmayacağı bile belli olmayan bir sisteme (Taksim pilot bölge) 850 bin dolar yatırım yapmak, üstelik de sadece yere bakarak yüzünüzü gizleyebileceğiniz bir sistemden bahsediyoruz, bana pek de mantıklı gelmiyor.. Etik ve insan haklarına tecavüz konusuna ise hiç girmiyorum..Karşıyım ve karşı olacağım.

2 Yorum:
bu iş artık o kadar cığrından çıktı ki, sadece devlet yapmıyor özel hayatımıza tacavüzü. isteyen herkes heryere kamera koyabiliyor. iş yerleri kendi bina içlerinin yanında sakağa koyduğu kameralarla sokakları da gözetliyor. neden sokağı gözetleme ihtiyacı duyduklarını hala anlamış değilim. Sadece işyerlerin de değil sokağa çıkmaya başladığımız andan itibaren herkes tarafından gözetleniyoruz. Okullarda, parklarda, hatta apartmanların girişinde, onlar heryerde...
Bir de burda bir kavram hakkında yanlış algılama var. O da "özel hayat" meselesi. Bir çok insan özel hayat denince seviştikleri, donla gezdikleri, burunlarını karıştıktıkları... zamanların özel hayat olduğunu sanıyor. Yani mahremiyetle, özel hayat kavramını sınırlandırıyor. Hayır efendim, özel hayat sadece mahremiyet gerektiren anlardan ibaret değil. Bir parkta bankta oturduğunuzda da özel hayat kapsamındasınız, eliniz cebinde sokakta aylak aylak yürüdüğünüzde de özel hayatınızdasınızdır. Falan filan...
Sokak kameraları muhtemelen kaçan soyguncuyu görmek içindir :).
Diğer konuda ise ekleyecek bir şey yok. Sivil halk haklarını savunmadığı sürece dileyen istediğini yapar.
NTV Bilim Dergisi'nin 2. sayısında bu konuyla ilgili çok güzel bir dosya konusu var.
Yorum Gönder
Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.